|
3 Ekim'de Türkiye ile AB görüşmelerinin resmen başlatılması kararının ardından, Erdoğan'ın eleştirileri yanıtlarken kullandığı kızgın üslup dikkat çekiyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, son dönemlerde kendisine ve hükümete yöneltilen eleştirileri yanıtlarken kullandığı ağır ifadeler ve argoya da uzanan kızgın bir üslup sergilemesi dikkat çekiyor.
Son olarak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile ilgili konularda "adam" şeklindeki hitabıyla kızgınlığını belli eden Başbakan'ın üslübundaki sertleşmenin 3 Ekim'de Türkiye ile AB arasındaki görüşmelerin resmen başlatılması kararının ertesine rastlaması da ilginç bir durum oluşturuyor.
"Afra tafra atıyorsunuz"
Başbakan, son günlerde kişilerden söz ederken sıkça daha çok nesneler için kullanılan "bunlar" şeklinde bir hitabı yeğliyor, ayrıca sıkça "yahu" ya da "ya..." gibi anlatımlara başvuruyor. Başbakan'ın dikkat çeken bazı ifadeleri şöyle:
25 Ekim 2005: (Baykal'a) Adam okusa, nelerin pazarlanacağını bilir. Ama 'marketing'de nelerin olduğunu bilmediği için konuyu kendi dünyasına götürüyor.
24 Ekim 2005: (Rektörler ve eşlerini Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna davet eden Cumhurbaşkanı'nın tutumuna ilişkin soru üzerine) Adama derler ki, bayram değil, seyran değil... (Başbakanlık, yoğun tepki gören bu sözler üzerine ertesi gün bu sözlerle aslında gazetecilerin muhatap alındığına ilişkin bir açıklama yaptı.)
22 Ekim 2005: (İSO toplantısında CHP'ye) Bunlar hesap kitap da bilmiyorlar. Hayatlarında iki koyun gütmemiş adamlar bunlar...
22 Ekim 2005: (Rektörlere) Ben dünyayı dolaşıyorum, onlar Van'a gidiyor yahu...
18 Ekim 2005: Yahudi sermayesine düşmansınız, Arap sermayesine düşmansınız, Batılı sermayeye düşmansınız, yahu siz kime dostsunuz?
16 Ekim 2005 : (Cevahir İş Merkezi'nin açılışında) Bunların dünyadan haberi yok. Bekâra karı boşamak kolay.
15 Ekim 2005: Yahu sen neye inanacaksın Allah aşkına!.. Peki kardeşim bu ülke nasıl ayağa kalkacak? Milliyetçilik havasında gezip de afra tafra atıyorsunuz.
"Kurusıkı yürüyorlar"
11 Ekim 2005: Bunların okuryazarlıkları da çok zayıf. Geçmişten bu yana kurusıkı yürüyorlar.
8 Ekim 2005: Yahu ben Başbakanlık'ta görüşmedim. Allah aşkına sen kime düşmansın? Bunlara sorun, "Hayatında bir koyun güttün mü?"
2 Ekim 2005 : Yahu görüşürüm. Görüştüğümüz Ofer, bu yeri alabildi mi?
2 Ekim 2005: (Özelleştirme konusunda) Yahu neye göre stratejiktir? Stratejik diye bir şey yok artık.
"Burası basmıyor"
1 Ekim 2005: (TBMM resepsiyonunda Avusturya'nın Ankara Büyükelçisi Marius Calligaris'e) Başbakanınla görüştüm haberin var mı? Bir daha böyle siyaset yaparsanız yanarsınız. (Yanıt alamayınca) Fazla içmedin değil mi?
24 Eylül 2005: (YÖK Başkanı Teziç'i eleştirirken kafasını göstererek) Burası basmıyor. Hayatta iki koyun gütmediği ve hayatı yaşamadığı için bunu kavrayamıyor.
22 Eylül 2005: (CHP'ye) Bu zihniyet sadece çöp üretir.
"Edebimiz engelliyor"
28 Kasım 2004: (Erzurum'da 'çiftçinin durumu ne olacak?' diye bağıran vatandaşa) Yahu bu millet, yatıp kalkıp size mi çalışacak?
29 Ekim 2004: Kalkıp da "üniversitelerde siyaset yok" diyebiliyorsunuz. Kimi aldatıyorsunuz yahu... Üniversiteyi yönetenler şu anda en büyük siyaseti yapıyor yahu. Ama bizim edebimiz onlara aynı dille cevap vermeyi engelliyor.
8 Temmuz 2004: Tutturmuşlar bir kamusal alan. Yahu kardeşim senin yaşadığın gibi yaşamaya mecbur muyum? Değilim ya...
AKILLARI BASMAZ
2 Kasım 2003 seçimi öncesi muhalefet partilerine:
Dur dinle be, dur dinle! 9 ay 10 gün be...
Akılları basmaz. Bana da frikik attırıyorlar, iyi frikik atarım.
Ne konuşuyorsun, seninle geldik biz bu hale hemşerim! Yav sen 2003'te yoksun ki!
Adam gibi adam lazım. Bunlar tükürdüğünü yalıyor.
Milliyet - 27.10.2005
ÇÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Necmi Yaşar ile Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Osman Aslan, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Yararına düzenledikleri toplantısında "Türkçe'nin çöküşünü" anlattılar. Prof.Dr. Necmi Yaşar, İngilizce ve Fransızca kelimelerin Türkçe'ye hakim olduğunu söyledi.
Günlük yaşamımızın her alanında yabancı kelimelerin Türkçe kelimeler arasında kullanıldığını belirten Yaşar, "Eskiden argodan şikayet ederdik. Şimdi argomuzu bile arar olduk. Çünkü argomuz bile bozuldu. Türkçe cümlelerin arasına İngilizce ve Fransızca kelimeler yerleştiriliyor. Bir de "Bay" gibi kısaltmalar yapılıyor. Herhalde ekonomik olması açısından böyle yapılıyor. Artık kahvehaneler "cafe", bakkallarımız "market" oldu. Bazen öyle oluyor ki yanlış kullanım bile oluyor. Artık sadece Türkçe'yi bilerek Türkiye'yi gezmek bile mümkün değil" diye konuştu.
Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Osman Aslan, diller arasında etkileşim olmasının normal olduğunu, ancak bir dilden başka bir dile kelime girmişse, bunun o dildeki karşılığının mutlaka bulunması gerektiğini ifade ederek, "Diller arasındaki etkileşim tek taraflı ve fazla olursa, o dilin geleceği tehlikeye girer. Dilde yozlaşma ve kirlenme olur" dedi.
Ulus olmanın şartlarından birinin de dil olduğunu vurgulayan Aslan, şunları kaydetti:
"Dünyada kullanılan yaklaşık 3 bin civarında dil var. Ama bunlar zamanla yok oluyor. Bir ülke başka bir ülkeyi yok etmek isterse, öncelikle o ülkede katliam yapar. Bunu yapamıyorsa istila eder. İstila da edemiyorsa, dillerini unutturmaya çalışır. Bunu da söz konusu ülkeyi sömürerek veya ekonomik yönden kendine bağımlı hale getirerek yapar."
Toros, 09.05.2003, Sayfa:4
Erdoğan: Ülkemi pazarlıyorum
İstanbul'da bir açılışa katılan Başbakan Erdoğan'dan ilginç açıklamalar. Yatırımlar için yabancı firmalarla görüşmesini eleştirenlere Erdoğan bakın ne dedi?
Avrupa'nın en büyük, dünyanın 2. büyük alışveriş merkezi Cevahir İstanbul, Başbakan Erdoğan tarafından açıldı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Manyas'ta ortaya çıkan kuş gribi vakasının abartıldığını söyleyerek, "Türkiye'nin başbakanı konuşuyor; inanmazsınız, bakanı konuşuyor; inanmazsınız, bu konuda ehliyet sahibi konuşuyor; inanmazsınız, siz neye inanacaksınız?" dedi.
Son bir hafta içinde piyasaların dalgalandığını ve bazı eleştiriler yöneltildiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, bazı sözlerinin bazı kesimler tarafından "köşeli" olarak nitelendirildiğini hatırlatarak, "Konuşmalarımı köşeli bulanlar var, kusura bakmasınlar; yine köşeli konuşacağım. Bize dışarıda düşman gerekmez, biz bize düşman olarak yetiyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye'ye gelen yabancı sermayenin sürekli eleştirilmesinden yakınan Erdoğan, paranın "Yahudi, Arap ya da batılı" diye bir ayrıma tabi tutulamayacağına işaret ederek, "Bekara karı boşamak kolaydır mantığıyla hareket edip tribünlere oynuyorsunuz. Milliyetçilik havasında gezip de afra tafra atıyorsunuz" diye konuştu.
Yatırım noktasında dünyanın tüm önde gelen firmalarıyla görüşmesinin normal olduğunu vurgulayan Recep Tayyip Erdoğan, "Ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim, bu konuda herkesle her yerde görüşürüm. Bugüne kadar benim başbakanlarım yapmamışsa bu ileri bir anlayış değildir" dedi. Konuşmasında Galataport ihalesine de değinen başbakan, 3'ü Türk, 2'si yabancı olan ortak girişimde sürekli yabancı girişimcilerin gündeme getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı belirtti.
Başbakan konuşmasında, Galataport'u alan firmanın, pazarlama konusundaki faaliyetlerinin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, "Anlayan yeri gelir tenekeyi altın yapar, anlamayan altını teneke. Bu inceliklere dikkat edemeyenler maalesef ileri geri konuşup duruyorlar" ifadelerine yer verdi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin artık AB'ye katılım sürecinde bulunduğuna atıf yaparak, son 3 yılda büyük atılımlarla çağın yakalandığını sözlerine ekledi.
İnşaatına 16 yıl önce başlanan, Avrupa'nın en büyük, dünyanın 2. büyük alışveriş merkezi olma özelliğini taşıyan Cevahir İstanbul, bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı. Başbakan, törene eşi Emine Erdoğan ile birlikte katıldı. Açılış öncesinde bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Törende konuşan Başbakan Erdoğan, İstanbul'da büyük yatırımlar yapıldığını belirterek, bu yatırımların devam edeceğini söyledi. Erdoğan, "Türkiye artık AB'ye katılım sürecini konuşuyor. Bu katılım sürecini, inşallah yoğun bir çalışmayla aynı heyecanla sürdürmek suretiyle tamamlayacağımıza inanıyorum. Herhangi bir tarih konuşmuyorum, bugüne kadar konuşmadım, bundan sonra da konuşmayacağım. Biz çalışırız, ödevimizi tam manasıyla bugüne kadar nasıl yaptıysak bundan sonra da yaparız. Gereğini yapması gerekenlere de 'siz de görevinizi yerine getirin' deriz. Türkiye son 3 yıla yakın zaman içinde birçok alanda çağı yakalamak adına önemli adımlar atmaktadır" dedi.
"TÜRKİYE YARINLARINI KURTARMAK DURUMUNDADIR"
Türkiye'nin, çağı yakalamak durumunda olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, "Türkiye, yarınlarını kurtarmak, geleceğini aydınlatmak durumundadır. Bunun için ne yapılması gerekiyorsa bunu yapmaktadır. 2002 yılında bütçe açığının Gayri Safi Milli Hasıla'ya oranı yüzde 14.6 idi. Göreve geldik, 2003 yılında önce bu oran yüzde 11.3'e, 2004 yılında da yüzde 7.1 seviyesine geriledi. Yüzde 3 hedefini gerçekleştireceğiz inşallah.
Son 3 yıl içinde borç stokunun Gayri Safi Milli Hasıla'ya oranına baktığımızda; biz göreve geldiğimizde bu oran yüzde 93.4 seviyelerindeydi; ama şimdi 2004 sonu itibariyle yüzde 63.4'e gerilemiştir. Bunlar durup dururken olmadı, bunlar bir çalışmanın, bir planlamanın ürünüdür. Ekonomik programımızı ciddi bir şekilde gerçekleştirmeseydik bunlar alt üst olur ve biz bu hedefleri yakalayamazdık" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, son bir hafta içinde piyasaların dalgalandığını ve bununla beraber bazı eleştiriler yöneltildiğini söyledi. Bazı sözlerinin, bazı kesimler tarafından "köşeli" olarak nitelendirildiğini belirten Erdoğan, "Konuşmalarımı köşeli bulanlar var, kusura bakmasınlar yine köşeli konuşacağım. Bize dışarıda düşman gerekmez, biz bize düşman olarak yetiyoruz. Manyas'ta bir kuş gribi vakası oldu, Allah aşkına bunu nasıl abarttılar. Bunu nerelere tırmandırdılar. Bilen de konuştu bilmeyen de Türkiye'nin başbakanı konuşuyor inanmazsınız, bakanı konuşuyor inanmazsınız, bu konuda ehliyet sahibi olan konuşuyor inanmazsınız, siz neye inanacaksınız?" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Türkiye'ye gelen sermayelerin sürekli eleştirildiğini belirterek, "Türkiye'ye Yahudi sermayesi gelir 'tü kaka', Arap sermayesi gelir 'tü kaka', batılı sermaye gelir 'tü kaka' diyorlar, peki kardeşim bu ülke nasıl ayağa kalkacak? Bekara karı boşamak kolaydır mantığıyla hareket edip tribünlere oynuyorsunuz. Türk Telekom ihalesi yapıldığı zaman seven de sevmeyen de, dost da düşman da bir şey söyledi. 'Böyle bir zamanda bu rakamla bu işin neticelenmesi gerçekten efsane bir olay, akıl almaz' dediler; ama hala işi neticelendiremediler. Peki kim kaybediyor; tabii ki Türkiye. 6.3 milyar dolar Türkiye şu anda borç stokunda, bunların faizini döndürebilmek için mecburen borçlanıyor. 6.3 milyar dolarlık borçlanmanın bir bedeli var. Bu bedel halkın cebinden gidiyor. Bu konuda kararı verecek olanlar hala gecikiyorlar" açıklamasında bulundu.
"AFRA TAFRA ATIYORLAR"
Bunun bir milli mesele olduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Milliyetçilik havasında gezip de afra tafra atıyorlar. Onlara sesleniyorum; millilik budur, milliyetçilik budur, bunun değerini bilmektir. Eğer parayı, bilgiyi, insanı iyi yönetemezseniz, çökersiniz. İşte başarı bu üçlünün arkasında yatmaktadır. Galataport olayı var. Aman ya Rabb'im neler konuşuldu, yazıldı, çizildi. Nedir bu olay? Zaman içerisinde daha çok şeyler konuşacağız. Benim çocukluğum orada geçti.
Merhum babamın kaptanlık yaptığı kıyı motoru Galata'da demirlerdi. Türkiye Denizcilik İşletmeleri'nin yıllık kazancı zirve yaptığı dönemde bile 5 milyon dolar olmuştur. 50 yıllığına Türkiye Denizcilik İşletmeleri bunu aynı şekilde devam ettirmiş olsa; hatta 5'te bizden 10 milyon dolar olsa, 500 milyon dolar yapar. İhaleyi kazanmış firma, tek başına değil ki, 5 ortağı olan firma. 3'ü Türk, 2'si yabancı ortak. Galataport konusunda kimse Türk ortakları konuşmuyor; ama yabancı ortakları konuşuyorlar. 2 yabancı da sahasında dünyanın ilk 3'ü içinde. İşi öyle bir noktaya taşıdılar ki yapılacak yatırımla beraber yaklaşık 5 milyar dolar. 500 milyon dolar nere, 5 milyon dolar nere? Bunu görmüyorlar, insaf edin. Bu daha nasıl değerlendirilecek?"
Erdoğan, burayı alan firmanın, pazarlama konusundaki faaliyetlerinin de büyük önem taşıdığını söyledi. Bu tür inceliklere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, "Anlayan yeri gelir tenekeyi altın yapar, anlamayan altını teneke yapar. Bu inceliklere dikkat edemeyenler maalesef ileri geri konuşup duruyorlar. Projesi bana ait diyenler var. Burayı alanlar burada farklı adımlar da atacaklar.
3 Ekim'in ardından Körfez sermayesini Türkiye'ye çekmek için attığımız adımlar vardı. Protokol imzalandı. Bundan birileri rahatsız oldu. 5 milyar dolarlık bir hedef oraya konuluyor sevinmen lazım, niye rahatsız oluyorsun? Türkiye'nin her alanda bir ayağa kalkışı yakalamasının gayreti içindeyiz. Söylenmedik şey bırakılmadı bazı çevrelerce, bunlar bizi yolumuzdan alıkoymayacak. Biz aynı yolda ilerliyoruz" dedi.
"GİRİŞİMCİLERLE HER YERDE GÖRÜŞÜRÜM"
Erdoğan, yatırım konusunda dünyanın bütün girişimcileriyle her yerde görüşeceğini ile getirerek, "Bakan arkadaşlarıma her yerde görüşmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim, bu konuda herkesle her yerde görüşürüm. Bunu her ülkenin başbakanı yapıyor. Bugüne kadar benim başbakanlarım yapmamışsa bu ileri bir anlayış değildir. Bunu Sayın Bush'tan tutun, bütün Avrupa'daki ülkelerin başbakanlarına varıncaya kadar hepsi yapıyor. Onlar yapıyor ama biz bugüne kadar hep durmuşuz. Bunların dünyadan haberi yok. Bunlar siyaset yapacak. Böyle siyaset olmaz. Siyaset tüccarlığı bizzat yapmak değil, siyasetin tüccarlık mantığı farklı. Siyasetin tüccarlık mantığı düzenlemektir, denetlemektir. Artık devletçi mantık yok" diye konuştu.
Başbakan sözlerinin sonunda, İstanbul Cevahir'in inşası sırasında yaşanan iş kazalarında ölenlere rahmet diledi.
Açılışta Cevahir Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Cevahir, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da birer konuşma yaptı. Kardeşleri Mehmet Cevahir, Reşat Cevahir ve yeğeni mimar Ayşe Cevahir'i de yanına çağırarak konuşan İbrahim Cevahir, "Avrupa'yı İstanbul'a getirdik; ama içeriye pasaportsuz girebileceksiniz. Burada farklı bir dünya var. Merkezimizin hayırlı olmasını diliyoruz" dedi.
Konuşmaların ardından Başbakan Erdoğan ve eşi, merkezin tasarımını üstlenen Ayşe Cevahir'e plaket takdim etti. Merkezin açılışını Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, İbrahim Cevahir ve Ayşe Cevahir birlikte kesti. Başbakan ve beraberindekiler, daha sonra alışveriş merkezini gezdi.
Tasarımını Cevahir Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Cevahir'in yeğeni mimar Ayşe Cevahir'in (36) üstlendiği merkezde 362 dükkan, 14 restoran, 36 fast-food, 13 sinema, 1 tiyatro, 5 kilometre korkuluk, 856 yürüyen merdiven, 21 asansör, her rakamı 3 metrelik dünyanın en büyük saati, 2 bin 500 araçlık otopark bulunuyor. ABD Michigan'da bulunan dünyanın en büyük alışveriş merkezi Mall of America'dan sonra 2. büyük alışveriş merkezi olma özelliğini taşıyan Cevahir İstanbul'da 5 bin 500 kişi çalışıyor, toplam 362 parsel dükkan var ve çocukların eğlenmesi için 11 bin metrekarelik alana Disneyland kuruldu.
İnternet Haber - 15 Ekim 2005 15:58
|