|
Malatya Çocuk Yuvası'nda kalan 0-6 yaş grubu çocukların "bakıcı anneler" tarafından terlik ve sopayla dövülmelerine ve hakaret ile işkence görmelerine, kentteki sivil toplum örgütleri büyük tepki gösterdi.
Malatya Himayeye Muhtaç Yaşlılar ve Çocukları Koruma Yardımlaşma, Dayanışma Derneği Başkanı Ece Buldan, yuvaya sürekli yardım yaptıklarını belirterek, çocukların orada işkence gördüğüne ilişkin birçok kez ilgili makamlara şikayette bulunduklarını söyledi.
Şikayetleriyle ilgili sonuç alamadıklarını öne süren Buldan, ilgili bakanlığa yaptıkları müracaat neticesinde kente 2003 yılında Ankara'dan 4 müfettişin inceleme yapmak üzere geldiğini kaydetti.
"Türkiye'nin yeni öğrendiği bu olaya biz yıllardır tanıklık ediyoruz" diyen Buldan, şöyle konuştu :
"6-7 yıl önce yanımda kalan bir kadının çocuğunu götürmüştük. Sonra sırtında sopa izleri tespit ettik. Ayrıca çocukların ruh halinden işkence gördüklerini anlıyorduk. Vatandaşlardan çok fazla ihbar geliyordu. Israrlı başvurularımız üzerine 2003'te Ankara'dan gelen müfettişlerden biri kentten ağlayarak gitti. Ama yaşananlar raporlarla belgelenemedi. Sonrasında idari değişiklikler oldu. Herhangi bir netice alamadık. Yaptığımız müracaatları, şikayetleri (şov yapıyor) diye değerlendirdiler. Hatta bizi oradan uzaklaştırmak için kendi bünyelerinde bir dernek kurdular."
EĞİTİM-SEN DAVA AÇACAK
Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanı Erdoğan Canpolat ise çocuk yuvasında yaşananların üzücü ve acı olduğunu ifade etti. Sendika olarak olayın sorumluları ile ilgili yargıya şikayette bulunacaklarını belirten Canpolat, bu tür olayların Türkiye'nin birçok yerinde yaşandığını ileri sürdü.
Canpolat, şunları kaydetti:
Sorumlularla ilgili yapılan cezalandırmaların devamının gelmesi ve en şiddetli şekilde cezalandırılması gerekir. Ama önemli olan mantığı değiştirmek. Çocuk yuvalarındaki bu tablolar, orada hizmet veren personelin eğitimsizliğinden kaynaklanıyor.
"TÜYLERİMİZ DİKEN DİKEN OLDU"
Bir Damla Yardım ve Dayanışma Derneği Başkanı İlker Yasin Yiğit, televizyonda görüntüleri izlerken "tüylerinin diken diken olduğunu" söyledi. Çocuk yuvasına geçmişte bir gezi düzenlediklerini hatırlatan Yiğit, "Yuvadan güzel izlenimlerle ayrıldık. Ancak akşam ekranlardan izlediğimiz dayak görüntüleri bizi çok üzmüştür."
Öte yandan, çocuk yuvasının önünde toplanan bazı vatandaşlar olaya tepki gösterdiler.
"TBMM'DE ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULSUN..."
Bu arada, merkezi Elazığ'da bulunan Yetiştirme Yurtlarından Ayrılanları Koruma, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (YADER) Genel Başkanı Salih Çetin Malatya'da çocukların dövülmesi olayıyla ilgili TBMM'de araştırma komisyonu kurulmasını istedi.
Çetin, Malatya Çocuk Yuvası'nda kalan çocukların karşı karşıya kaldıkları şiddet ve işkenceyi üzüntüyle izlediklerini söyledi. Devlet koruması altında kalan çocukların, şiddet ve işkenceye maruz kalmamaları için gerekli yasal düzenlemelerin ve denetimlerin hızla yapılmasını istediklerini belirten Çetin, "Milletvekillerimizi bu olayla ilgili olarak araştırma komisyonu oluşturmak suretiyle olayın incelenmesini ve tekrarlanmaması için neden ve sonuçlarının ayrıntılı bir şekilde belirlenmesini istiyoruz" dedi.
Star Gazetesi - 26.10.2005 15:28:00
GENÇLERİMİZ HEBA OLMASIN
Prof. Dr. A. Berhan Yılmaz
Kendimi bildim bileli değişik ortamlarda ve değişik sebeplerle gençlerle ilgili kaygılar ve sıkıntılar işitirim. Gençliğin nereye gittiği ile alakalı soruları hepimiz kendimize ve çevremize sormuş ve cevabını düşünmüşüzdür. Aslında bu endişelerin, soruların altında gençlere yeterince güvenememe, onların bizlere göre oluşan farklılıklarını kabul edememe ve belki gençleri küçümseme vardır.
Hele son günlerde gençlerin karıştığı cinayetler, olaylar, uyuşturucu, alkol batağına saplananlar, okullarda ve sokaklarda meydana gelen şiddet olayları, kapkaç ve aklınıza gelebilen her türlü kötü ve istenmeyen durum göz önüne alındığında ortaya acı bir tablo çıkmaktadır. Sonuçta gençlerin aile ve çevreleri arasındaki iletişimsizlikleri bu yarayı tedavi edilemez bir hale dönüştürmektedir.
Yetişkinler kendilerinden sonra gelen kuşak için endişe duymaktadırlar. Son yıllarda giderek artan magazin kültürü, imaj çağı, bütün bunların sunum biçiminden kaynaklanan aldatıcı görüntüsü ve gençlerin de bu olayların etkisi altında kalması, yetişkinlerin gençliğe umutla değil de endişe ile bakmalarını belki bir noktada haklı kılmaktadır.
Yetişkinlerin gençlerle ilgili umutsuzlukları var da, gençlik kendilerine ve çevrelerine ve gelişmelere nasıl bakıyor ve geleceklerini nasıl görüyor acaba? Görülen ve yaşanan gerçek gençlerin de kendi geleceklerine umutsuz bakmalarıdır. Bu umutsuzluk ve çaresizlik giderek artan kültürel yozlaşmayı, kural tanımayan, manevi değerleri ve aile bağlarını önemsemeyen, itaatsiz, mutsuz ve umutsuz gençliğin ana sebebidir.
Problemler bunlar da bu problemlerin oluşmasına sebep olan kimler, gençler değil sanırım. Hata yetişkinlerdedir. Gençlerini yetiştiremeyen, manevi ve ahlaki değerleri veremeyen, onları topluma kazandıramayan yetişkinlerdir. Bugün gençler sorunlar içinde ise, alkol, uyuşturucu batağına saplanabiliyorlarsa, geleceklerinden endişe duyuyorlarsa ve her türlü fenalığı gözünü kırpmadan yapabiliyorlarsa bu yetişkinlerin başarısızlığıdır.
Gençler aslında güvenilmesi, konuşulması, sağlıklı ve mutlu olmaları gereken en önemli çağlarını yaşıyorlar. Fakat ülkemizde yaşanan sıkıntılar, işsizlik kaygısı, eğitimin bir kâbus haline dönmesi, aileden ve çevreden gelen baskı ve yeterince verilemeyen manevi duygular, hassasiyetler onları güvensiz bir ortama itiyor.
Bu güvensiz ortamdan onları kurtaracak olan, değişim ve gelişmelerine, manevi değerleri ve kültürel değerleri çok sağlam bir şekilde tanımalarını sağlayarak ve yaşatarak izin vermektir.
Tespitlerimizi doğru yapabilir, problemi ortaya doğru koyabilirsek nerede hata yaptığımızı daha rahat anlar, doğru çözümlere de ulaşabiliriz sanıyorum.
Ne yapabiliriz? Öncelikle gençlerimizi anlamaya çalışmalıyız, sıkıntılarını, arzularını, isteklerini paylaşmalıyız.
Onları yalnızca eleştirmek, yalnızca şikâyet etmek gençleri bizlerden koparır ve oluşan uçurumu büyütür. İnsanların konuşa, konuşa anlaşabileceğini ve gençlerimizin de birer insan olduğunu unutmayalım.
Ülkeyi yönetmeye talip olan ve yönetenlerin de her şeyden önce gençliğe değer vermeleri ve onları anlamaları gerekir. Eğer gençlerin de siyasette etkin olmalarını istiyorsanız, önce duyarlı, milli, manevi değerlerine bağlı, kültürlü ve okumuş bir gençlik yetiştirmeye gayret ediniz. Sokakta yaşayan, işsiz ve umutsuz gençlik artık günlük yaşamakta ve hiçbir şeyi umursamamaktadır. Daha önemlisi, hitap edilmesi ve ele alınması gereken de bu işsiz, sahipsiz ve okuyamayan gençliktir.
|